Bayramda dişinizi koruyun
Türkiye Diş Hekimleri Birliği (TDB) Başkanı Celal Korkut, “Şeker Bayramı”nda yenilecek tatlı ve şekerlemelerin diş sağlığına zarar vermemesi için dikkatli olunması gerektiğini bildirdi. Celal Korkut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında “Şeker Bayramı” olarak da adlandırılan Ramazan Bayramı’nda tatlı tüketiminin arttığını, bunun da ağız ve diş sağlığı açısından risk oluşturduğunu söyledi.
Bayramda yapılan ziyaretlerde doğal olarak misafirlere tatlı ikram edildiğini dile getiren Korkut, diş sağlığını korumak adına vatandaşlara “tatlı yemeyin” demenin de doğru olmadığını kaydetti. Korkut, bayramda her gidilen yerde tatlı, çikolata veya şeker ikram edildiğini belirterek, “Ancak her ziyarette diş fırçalamak mümkün değil. İnsanlar ellerinde fırçayla gezemezler. Tatlı yendikten sonra bol suyla ağzın çalkalanması faydalı olacaktır. Yemeklerden sonra da mutlaka dişler fırçalanmalı” diye konuştu. Ağız ve diş sağlığına sadece bayramlarda değil her zaman önem verilmesi gerektiğini anlatan Korkut, “Diş sağlığına her zaman dikkat edilmeli, bayramlarda ise çok daha fazla önem gösterilmeli” dedi.
ÇOCUKLAR VE TATLI
Celal Korkut, çocukların bayramları bol bol şeker ve tatlı yeme imkanı buldukları için çok sevdiğine dikkati çekerek, şunları söyledi: “Çocuklara 2.5-3 yaşından sonra diş fırçalamanın öğretilmesi gerekir. Bu yaştan önce çocukların dişleri tülbentle silinebilir veya anne-babalar tarafından fırçalanabilir. Çocuklardan şekeri uzak tutmak mümkün değil ve doğru da değil. Önemli olan şekerin kullanılma şeklini doğru öğretmek.” Korkut, bazı anne babaların süt dişi döneminde çocuklarının, “nasıl olsa yenileri çıkacak” diye dişlerini fırçalamasını çok fazla önemsemediklerini belirterek, zamanından önce çürüyen veya enfeksiyon nedeniyle çekilen dişlerin arkadan gelen kalıcı dişlerde bir takım zararlara neden olduğunu, ayrıca gelecekte ortodontik sorunlara neden olabildiğini bildirdi.
Obezite yeni nesli tehdit ediyor
Obezite yani şişmanlık sadece oburluktan ya da irade eksikliğiyle açıklanamayacak, çevre koşullarına ve genetik nedenlere de bağlı olan kronik bir hastalık.
10. Uluslararası Obezite Konferansına katılan bilimadamları dünyadaki obezite hastalarının sayısının dramatik bir artışla 1,5 milyara ulaştığına ve özellikle çocuklarda obezite riskinin her geçen gün arttığına dikkat çekiyor. Öyle ki, tarihte ilk kez genç bir neslin obezite yüzünden anne babalarından önce ölme ihtimali bulunuyor.
Üstelik kalp ve şeker hastalığı gibi ölümcül ama önlenebilir pek çok hastalığın kaynağı da şişmanlık.
Dünyada halen yeterli beslenemeyen insanlardan çok obez insanların bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar, bu duruma küresel tarım politikalarının yol açtığını söylüyor.
Küresel tarım politikaları obeziteyi körüklüyor
Zira izlenen küresel politikalarla, yağ ve şeker fiyatları ucuzlarken, meyve ve sebze fiyatları tırmanıyor. Bu da özellikle gelişmekte olan ülkelerde yoksulların giderek daha sağlıklıksız beslenmesine ve şişmanlamasına yol açıyor.
Obezite gelişmiş ülke hastalığı olmaktan çıkıyor
Bu nedenle şimdiye dek gelişmiş ülke hastalığı olarak bilinen obezitenin gelecekte asıl azgelişmiş ülkelerin sorunu haline geleceğine dair kanı güçleniyor.
Kaynak: www.ntvmsnbc.com
Şişmanlık zekaya da düşman
FRANSIZ bilim adamlarının 5 yıl boyunca 2 bin 200 yetişkine ilişkin verileri inceleyerek yaptığı araştırmaya göre, “kilo aldıkça beynin fonksiyonları zayıflıyor”. “Neurology” adlı dergide yayımlanan araştırma için, 32-62 yaş arasındaki 2 bin 200 kişiye bu dönemde zekâ testleri yapıldı. Beden kitle endeksi () 20 veya daha az olan kişilerin, bir kelime dağarcığı testinde sorulan kelimelerin yüzde 56’sını hatırladığı tespit edildi.
ANCAK beden kitle endeksi 30 veya daha fazla olan kişilerde bu oran yüzde 44 oldu. 5 yıllık çalışmanın sonunda, daha fazla şişmanlayan kişilere aynı test yapıldığında hatırlama oranı yüzde 37.5′e kadar düştü. Beden kitle endeksi 18.5 ile 25 arası olan kişilerin ideal kiloya sahip olduğu belirtiliyor; 25′in üzerindekiler kilolu, 30′un üzerindeki kişilerse klinik olarak “obez” diye tanımlanıyor.
Beden kitle endeksi: Kilonun, boyun -metre cinsinden- karesine bölünmesiyle elde edilen değerdir.
Kaynak:www.milliyet.com.tr
Kilo geliyor hafıza gidiyor!
Orta yaştaki kilolu kişilerin, hafıza, dikkat ve öğrenme kabiliyetiyle ilgili testlerde kendilerinden zayıf olan emsallerinden daha az başarılı oldukları ortaya çıktı.
Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırmanın bulguları, orta yaşta fazla kilonun, yaşamın ilerleyen safhalarında bunaklık riskini artırabileceği anlamına geldiğini gösterdi.
Sonuçları Neurology dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde, 1996 yılında yaşları 32 ila 62 olan 2223 sağlıklı Fransızın incelendiği belirtildi.
Bu kişilere 1996 yılında verilen, hafıza, dikkat ve öğrenme hızı kabiliyetlerini ölçen bilişsel testlerin 5 yıl sonra tekrarlandığı, kilolu olan katılımcıların, normal kiloda olanlara oranla testlerde daha düşük notlar aldıkları ve bu süre içinde büyük bir bilişsel zayıflama eğiliminde oldukları görüldü.
Bilim adamları, yaş, eğitim ve sağlık durumu gibi faktörlerin bu düşüşle bağlantıları olmadığını belirttiler.
Araştırmanın yazarı Toulouse Üniversite Hastanesinde görevli doktor Maxime Cournot, yağ hücreleri tarafından üretilen leptin gibi hormonların beynin üzerinde doğrudan etkisi olduğunu hatırlatarak, şişmanlık ve hafıza zayıflığı arasındaki bağlantıya da bu tür maddelerin yol açmış olabileceğini söyledi.
Ekmekte alkol var iddiası
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Nevzat Artık, gazozdaki alkolun koruyucu maddeden kaynaklandığını ve limitlerin altında olduğunu söyledi.
Artık, Sürdürülebilir Tarım Dernekleri Federasyonu (STDF) tarafından Dünya Gıda Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, ‘Gazozda yüzde 0,2 düzeyinde alkol bulunması” ile ilgili haberleri de hatırlattı.
Nevzat Artık, alkolün gazozda koruma maddesi olarak kullanılan kimyasallardan kaynaklandığını, bunun doğal ve yüzde 0,5 olan limitin altında olduğunu belirtirken, elma gibi birçok meyvede ve ekmek gibi fermente ürünlerde bile daha çok alkol bulunduğunu, bunun gıdanın doğasından kaynaklandığını söyledi.
Yemesi zahmetli ama ya faydası
Narın faydaları saymakla bitmiyor. İster tek tek tanelerini yiyerek tüketin, ister suyunu sıkarak için nar, pek çok derdin devası. Örneğin narda 10 bardak yeşil çaya ve 4 bardak kızılcık suyuna eşdeğer antioksidan madde bulunuyor. Narın bilinen bazı faydaları:
Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler
Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur
Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır
Enerji verir, yorgunluğu giderir
İdrar söktürücü etkisiyle toksin atımını sağlar
Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur
Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller
Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar
İshali (diare) önler tedavide destek sağlar
Ciltte olumlu katkısı vardır, pürüzsüz görünüm sağlar
Cilt enfeksiyonlarında olumlu katkısı vardır
Ceviz damarları açıyor
İspanyol uzmanlar tarafından yapılan araştırmaya göre, öğünler sonunda yenen belli miktarda ceviz, yağlı besinlerin damarlara verdiği zararı önlüyor.
Amerikan Kardiyoloji Üniversitesi’nin dergisinde yayımlanan araştırmada, 24 kişiye bir hafta boyunca yağ oranı yüksek salam ve peynir içeren öğünler verildi.
Araştırmaya katılanların yarısına öğün sonlarında 5 çay kaşığı zeytinyağı, diğerlerineyse 8 adet ceviz verildi. Yapılan testler, hem zeytinyağı hem de cevizin yağlı besinlerin damara verdiği zararı azalttığını gösterdi.
Araştırma ayrıca cevizin damarların esnekliğini de koruduğunu ortaya koydu. Cevizin bu özelliğiyle, damar sağlığı için zeytinyağından da faydalı olduğu vurgulandı.
Yağlı besinlerin yol açtığı damar sertliği, felç ve kalp hastalıklarının temel nedenleri arasında gösteriliyor.
İşte sık uygulanan yanlış diyetler
Şişmanlık bir estetik sorun olmaktan öte bir hastalık olarak kabul ediliyor. Artık kilolu olan herkes sağlığı için zayıflama çabasında. Yapılan araştırmalar kilo vermenin sayısız faydasını ortaya koyuyor. Kilo vermeye başladığınız andan itibaren, insülin direnci düşüyor, dokular insülini kullanmaya başlıyor, kan şekeri, dolayısı ile açlık kontrol altına alınıyor, kolesterol ve yüksek tansiyon düşünüyor. Kalp damar hastalığı riski azalırken, bağışıklık sitemini güçleniyor. Hatta depresyona yatkınlık dahi azalıyor. Ancak tüm bu yararlar kontrollü ve dengeli bir şekilde kilo verildiği zaman ortaya çıkıyor.
Acıbadem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu, ‘Hızlı kilo vermeyin’ uyarısında bulunarak şöyle devam ediyor:
‘Haftada 0,5 -1 kg kaybı sağlıklı ve kalıcı kilo kontrolüdür. Ağırlığınızın % 10-15′ini kaybetmek pek çok hastalık riskini azaltabilir.’
Her diyet uygulanamaz!
Zayıflama diyetlerinin kişinin günlük makro ve mikro besin öğesi ihtiyaçlarını karşılayan, damak tadına ve sosyal yaşamına uygun, varsa sağlık problemlerine çözüm getirici tıbbi öneriler olması gerekiyor. Ancak kısa sürede kilo vermeyi hedefleten ve bu kurallara uymayan pek çok diyet mevcut. Şengül Sangu, bu diyetleri ve sakıncalarını şöyle sıralıyor:
SİHİRLİ – ŞOK DİYETLER
Kısa sürede ağırlık kaybı sağlar, hızlı kaybedilen ağırlık; yağdan değil yağsız kitleden oluşur.
Eski beslenme alışkanlıklarına geri dönüldüğünde kaybedilen ağırlığın korunması mümkün olmaz, daha fazla kilo artışı olur.
ÇOK DÜŞÜK KALORİLİ DİYETLER
500 ile 800 veya daha az enerji gereksinimine göre düzenlenmemiş, kontrolsüzdür.
Kaybedilen ağırlığın korunmasına yönelik değildir.
Çeşitli minerallerin kaybı ve ölümle sonuçlanabilir.
SIVI VE TOZ FORMDA YA DA PAKETLENMİŞ ÜRÜNLER
Orta derecede açlık söz konusudur.
ÖZEL ÜRÜNLERİ ÖNEREN DİYETLER
Kişiler doğru beslenme alışkanlığı kazanmadıkları için ağırlıklarını koruyamazlar,
Yetersiz ve dengesiz bir beslenme türü olduğu için çeşitli sağlık sorunlarına da neden olur
TEK BESİNE DAYALI DİYETLER
Monoton ve can sıkıcıdır
Sürekli aynı besinlere yönelmek bıktırıcıdır
Besin öğeleri yetersizliğine neden olur
Çok kısa sürelerde fazla kilo kayıpları sağlansa da kalıcı olmaz
SU İÇME DİYETİ
Yemek yeme yerine acıktıkça su tercih edilir.
Hiçbir besin alınmadığından hızlı kilo kaybı gözlenmekte fakat uzun süre devamında sağlık problemleri oluşabilmektedir.
Kilolar hızla geri alınır.
ÖĞÜN ATLAMA
Kişiler günlük alması gereken kaloriyi kısmak adına öğün atlar.
Öğün atlama ile birlikte vücut çalışma hızı düşer.
Kilo verme hızı azalır veya durur.
YAĞSIZ YEMEK YEME
Sağlıksız, hatalı,
Yağda eriyen vitaminler vücutta yeterince emilmez.
Uzun süre yağsız diyet uygulaması bağırsakları yavaş çalıştırır, kabızlık oluşur.
KALORİ HESABINA DAYALI DİYETLER
Gün içerisinde yenilen tüm besinlerin kalorilerini toplamaya dayalı bir diyettir.
Hedef düşük kalori alınımı sağlamaktır.
Yetersiz ve dengesiz beslenme söz konusudur.
YANLIŞ DİYETLERLE ÖNERİLEN İLAÇLAR
Kolay yoldan kilo vermeyi amaçlar.
İlaç, bitkisel diyet takviyeleri doktor kontrolü olmaksızın tercih edilir.
Sağlık açısından risk oluşturur.
DİÜRETİK İLAÇLAR VE SAUNALAR
Su kaybı gerçekleşir,
Sahte kilo kaybı,
Gerçek kilo kaybı gözlenmez,
Sağlığı tehdit edicidir.
PROTEİN-KARBONHİDRAT AYIRAN DİYETLER (Montinyak Rejimi )
Vücudun asit-baz dengesini bozar, kolesterolü artırır, tansiyon ve kalp- damar hastaları için zararlıdır.
Ayrıca yiyeceklerin kendi yapısında hem protein hem de karbonhidrat bir arada bulunur, ayrılamaz. Örn : Süt gibi.
Sadece et ve salata ağırlıklı listeler karbonhidrat ihtiyacını çok düşürür ve vücuda zarar verir, davranış değişikliği yapmadığı için tekrar kilo aldırır.
DİYET YAPANLARA ÖNERİLER
Diyetisyen Şengül Sangu bilinçli bir şekilde diyet yapmak isteyenlere bazı küçük önerilerde bulunuyor:
Sizin için uygun olan besini, gerekli miktarlarda, doğru zamanda beslenin.
Yeme alışkanlıklarınızı değiştirmek için değişiklikleri yavaş yapın.
Hedefleriniz kısa süreli ve gerçekçi olsun.
Kendinizi ödüllendirin.
Yavaş yiyin ve iyi çiğneyin.
Yemek pişirme tekniklerine dikkat edin.
İçeriği bilinmeyen hazır gıdaları tüketmeyin.
Etiket okuma alışkanlığı kazanın.
Seyahat, tatil ve özel günlerinizi dengeleyin.
Bol su tüketin.
Az ve sık beslenin, Öğün atlamayın.
Kahvaltı alışkanlığı edinin.
Tuzu az tüketin.
Posalı yiyecekleri tercih edin.
Kuru baklagiller haftada en az 2-3 kez tüketin.
Alkolü ılımlı kullanın! Alkol alırken yemek miktarını azaltın.
Düzenli, pratik, zevkli, çok yönlü size uygun egzersiz yapın. (3 gün yürüyüş,2 gün bisiklet, 2 gün yüzme gibi)
Bol su için.
Kaynak:www.ntvmsnbc.com
Ayva şifa dağıtıyor
Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Turan Karadeniz, ayva yemenin büyük yararları olduğunu söyledi.
Meyvesinde pektin, tanen, şeker, organik asit, A ve C vitamini ve mineral tuzlardan bol miktarda bulunduğunu, tohumlarında ise yüzde 14-18 oranında tutkal maddeler, yüzde 16-20 oranında yağ, tanen, renkli maddeler ve yüksek oranda protein, az miktarda amygdalin ve emülsin olduğunu belirten Prof. Dr. Karadeniz, ayvanın kalp, akciğer, boğaz, mide, böbrek, göz, bağırsak, ağız rahatsızlıkları ve adet kanamalarına oldukça faydalı olduğunu dile getirdi.
Prof.Dr. Karadeniz, ayvanın yararlarını şöyle açıkladı:
“Meyvelerinden hazırlanan şurup ve kompostolar çocuk ishallerine karşı çok etkilidir. Ayva meyveleri kalbe kuvvet verir ve rahatlatır. Kalpteki sıkıntıyı, çarpıntıyı ve ağız kokusunu giderir. Harareti ve ishali keser. Hazımsızlığı giderir, mideyi ve bağırsağı kuvvetlendirir, ince bağırsak iltihabını giderir. Vücudun gelişmesine yardım eder. Ayva damar sertliğine, karaciğer tembelliğine iyi gelir, tansiyonu düşürür, safrayı düzene sokar. Yapraklarının çayı kalp ağrılarına iyi gelmekte, sakinleştirici özelliği bulunmaktadır.
Meyvesinden yapılan reçel, sindirim sistemi rahatsızlıklarında tedavi edici olarak görev üstlenmekte, cinsel arzuyu kuvvetlendirmektedir. Tereyağında pişirilen ayva; nefes yolu hastalıklarına, müzmin öksürüğe, bronşite ve tüberküloz hastalığına iyi gelmektedir. Ayva çiçeği bal ile macun yapılıp yutulursa, baş ağrısını keser. Ayva çiçeği kaynatılıp içilirse, kalp çarpıntısını keser, kalbi kuvvetlendirir, annenin sütünü artırır. Ayva kokusu kalp ve dimağı kuvvetlendirir. Ayva hoşafı yaşlıların ayaklarının tutukluk yapmasını giderir. Ayva varise karşı iyidir, yorgunluğu, bitkinliği giderir.”
“GRİP VE NEZLEYE BİRE BİR”
Ayva hoşafının ağız yaralarına, akciğer veremine iyi geldiğini, gece uyurken ağızdan salya gelmesini önlediğini de belirten Prof.Dr. Karadeniz, şöyle devam etti:
“Yaprağı kaynatılıp içilirse ishali keser. Ayva yaprağı kaynatılır, suyu ile gargara yapılıp, pişmiş yaprakları ile de lapa yapılıp boğaza konursa boğaz ağrısını ve şişliğini giderir. Burun kanamasını önlemek için buruna ayva suyu çekilmelidir. Ayva suyu aşırı adet kanamasını önler, bağırsak kanamalarını keser, dizanteriye karşı çok faydalıdır. Doğumu kolaylaştırmak için ayva suyu ve ayva çekirdeği kaynatılıp içilmelidir. Ayva kabuğu veya ayva çekirdeği kaynatılıp içilirse, idrar yolu iltihaplarına iyi gelir. Ayva suyu iştah açar, böbrek ve sidik torbası iltihaplarını iyileştirir.
Grip ve nezle olanlar bol bol yemelidirler. Ayva suyu vücudu terletmek için çok etkilidir. Ayva böbrek zafiyetine, karaciğer zafiyetine, mide bulantısına, deniz tutmasına, mide gevşemesi ve mide düşmesine, midenin kuvvetlenmesine çok faydalıdır. Pişirilmiş ayva mide zafiyetine iyi gelir. Ayva suyu vesveseye ve mide ülserine iyi gelmekte, dimağı kuvvetlendirmektedir. Göz beyazı, göz kapak ve kirpiklerinin iltihaplanmasında ayva yaprağı kaynatılıp soğutulduktan sonra gözler günde birkaç kez yıkanır. Ayva meyvesi üzerindeki tüyler kanayan yere konursa kanamayı durdurur. Beyaz akıntıya karşı ayva yaprağı kaynatılıp aç karnına içilmeli ve haricen yıkanılmalıdır. Ağız içi yaraları ve boğaz iltihapları için kurutulmuş ayvanın suda bekletilmesi ile elde edilen şurup gargara olarak kullanılırsa şifalı gelir”
Ramazan’da kimler oruç tutmamalı?
Uzmanlar, Ramazan’da yaşlı ve çocuklarla hamile, kalp, şeker, yüksek tansiyon gibi kronik hastalıkları olanların oruç tutmalarının sakıncalı olduğunu açıkladı.
İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Prof.
Dr. Ziya Mocan, Mocan, yaşlı ve çocuklar, hamileler, koroner kalp hastaları, kalp krizi geçirenler, migren, kas hastaları, çok zayıf ve anemik olanlar, tüberküloz mikrobu taşıyanlar, ülser, böbrek yetmezliği bulunanlar, kanser, diyaliz, şeker, epilepsi, alzheimer, parkinson hastaları ile gün içinde düzenli ilaç kullananların oruç tutmalarının sakıncalı olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Mocan, ‘’sahura mutlaka kalkılmalı, hafif yiyecekler yenmeli ve tatlı tüketilmemeli. Oruç, diyet değildir. Aksine Ramazan ayında kilo alınır. Zaten aç kalınarak da diyet yapılmaz” dedi.
Beslenme ve diyet uzmanı Seçil Kenar da Oruç esnasında aç kalma süresi uzun olduğu için metabolizma hızının düştüğünü, halsizlik ve baş ağrısı görüldüğünü, bu nedenle sahura mutlaka kalkılması gerektiğini dile getirdi.
Kaynak:www.cnnturk.com.tr
-
Yeni
- Çağlayan sendikaları uyardı
- Bursa’da işçinin gözyaşları
- Bu tuvalet vali onaylı
- Çorum’da ATM fareleri
- Aksaray’daki dram yürek dağladı
- Kaza üç gün sonra ortaya çıktı
- Belediye başkanına taşlı saldırı
- Bu kadarına da pes doğrusu!
- Kanlar içinde evrak imzaladı
- Tüpraş’da işçiler protesto etti
- Japon turist kaza kurbanı
- Başkentte elektrik kesintisi
-
Bağlantılar
-
Arşiv
- Ağustos 2008 (1915)
- Temmuz 2008 (3452)
- Haziran 2008 (918)
-
Kategoriler
- Adalar
- Aids
- Akdeniz
- Alışveriş
- Anılar
- Asparagas
- Avcılar
- Çatalca
- çocuk
- B. Çekmece
- Bahçelievler
- Bahçeşehir
- Bakırköy
- Bankacılık
- Bayrampaşa
- Bağcılar
- beslenme
- Beykoz
- Beyoğlu
- Beşiktaş
- Cinsellik
- D. Anadolu
- Diğer
- Ekonomi
- emekli
- Eminönü
- Erkek Sağlığı
- Esenler
- Eyüp
- Fatih
- G.D. Anadolu
- G.Osmanpaşa
- Güngören
- Gezi
- İçanadolu
- İşçi
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS