İşte güzel kalmanın şartı
Güzel olmak için yalnızca kremler ya da bitki özleriyle bakım yapmak artık tarih oluyor. Uzmanlar, güzelleşmenin sadece seks yaparak da mümkün olduğunu kanıtlandı.
Amerikalı 3 bin 500 kadın üzerinde araştırma yapan bilim adamları, cinsel yaşamından memnun olan ve uzun yıllar seks yapan kadınların genç ve güzel kaldığını gözlemledi. Seks sırasında kan basıncının artması, kasların çalışması ve mutluluk hormonunun aşırı derecede salgılanması; kalıcı güzellikte önemli etkenler arasında.
Haftada 3 defa seks yapan kadınlar, en az 10 yaş daha genç ve güzel görünüyor. İyi bir cinsel hayat, beyin için de oldukça faydalı. Seks aynı zamanda baş ağrısı, stres gibi sorunları da ortadan kaldırıyor.
Türkler cinselliği geç keşfediyor
Ünlü ingiliz tıp dergisi Lancet’ın 59 ülkede yürüttüğü araştırmaya göre modern toplumlarda tek eşlilik hala en yaygın ilişki türü.
Araştırmaya göre, ilk cinsel deneyim yaşı erkeklerde gittikçe düşerken kadınlarda artıyor.
Araştırma, Türklerde ilk cinsel ilişki yaşının erkeklerde 18.5, kadınlarda ise 24 olduğunu ortaya koydu.
Türkler Batı’ya göre geç yaşıyor
Ancak bu veriler, Batılı ülkelerle kıyaslandığında Türklerin ilk cinsel ilişkilerini daha geç yaşadığını gösteriyor. Örneğin İngiltere’de bu yaş, hem kadın hem de erkekler için 16.
Araştırmacılara göre Türkiye’de 15 yaş öncesi cinsel ilişki sadece erken yaşta evlendirilen kızlarda görülüyor.
Türkiye’de evlilik öncesi cinsel ilişkiyi yaşayan erkeklerin oranı ise kadınların 3 katı. Türkiye’de evlilik öncesi cinsel ilişki yaşayanların oranı, erkeklerde yüzde 75, kadınlarda yüzde 25.
Lancet’ın raporundan çıkan genel tabloya göre dünyada evli olanların oranı bekarlara göre fazla ve en aktif cinsel yaşamı olanlar da yine evli olanlar.
Kaynak:www.cnnturk.com
Şeker kadında cinselliği etkiliyor
Şeker hastalarının yarısından daha fazlasında cinsel fonksiyon bozuklukları ortaya çıkıyor. Şeker hastası kadınlarda olan ana yakınma, vaginal nemlenmenin azalmasıdır.
Memorial Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Abdullah Özkardeş, bu durumun cinsel birleşmeyi tatsız bir hale getirdiğini vurguladı. Özkardeş, “Kadınlarda görülen bu nemlenme azalması, erkeklerdeki sertleşme zorluğunun eşitidir. Nemlenme azalması, sinirlerin ve damarların şeker hastalığı nedeni ile etkilenmesi sonucu ortaya çıkar” dedi.
‘İyi kız’ olmak seksi etkiliyor
Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneğinin (CETAD) hazırladığı dosyaya göre, çocukluğunda ve gençliğinde kendini ”iyi kız” olarak tanımlayan her 10 kadından 9′u yetişkinlikte orgazm olamıyor.
CETAD’ın AB tarafından finanse edilen ve Sağlık Bakanlığı Türkiye Üreme Sağlığı Programı kapsamında desteklenen ”Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Alanında Ulusal ve Yerel Medya Yoluyla Savunuculuk” projesinin ilk dosyası açıklandı. Swissotel’de düzenlenen basın toplantısında açıklanan ”Cinsel Yaşam ve Sorunları” konulu dosyaya ilişkin bilgi veren İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Doğan Şahin, çocukluğunda düzenli, ödevlerini zamanında yapan, yaramazlık yapmayan, her yerde kendisinden beklendiği gibi davranan, genç kız olduklarında da cinsellikle ilgili konuları kendi ahlaklarına yakıştırmayan, erkek arkadaş edinmekte isteksiz olan, sadece çeyiz hazırlamak ya da okulunu bitirmekle ilgilenen kadınların ”iyi kız” sendromunu yaşadığını söyledi.
Bu kadınların sevişmeyi başlatmayı, sevişmeye ilişkin fanteziler kurmayı ahlaksız bulduğunu belirten Şahin, ”Hafif kız olmamak için bunları reddediyorlar. Sonra da cinsellikten zevk almıyorlar” dedi. CETAD’ın bu konuda hazırladığı dosyada da çocukluğunda ve gençliğinde kendisini ”iyi kız” olarak tanımlayan her 10 kadından 9′unun yetişkinlikte orgazm olamadığı, geleneksel kadın cinsel rolünü benimsemiş kişilerin yaşadığı ”iyi kız” sendromunun, orgazm yaşamalarının önündeki en büyük engeli oluşturduğu vurgulandı.
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek de erkeklerde başlıca cinsel sorun olarak ortaya çıkan sertleşme kaybının nedenlerinin inanıldığı gibi sadece psikolojik olmayıp organik temellere de dayandığını vurguladı. Şişmanlık, sigara, alkol alımı, stres gibi yaşam tarzı sorunlarının ve diyabet, tansiyon ve depresyon ilaçlarının sertleşme kaybının nedenleri arasında yer aldığını vurgulayan Şimşek, ”Özellikle sigara kullanımı bu rahatsızlığa neden olan çok ciddi bir sorun” dedi. Toplantıya, dosyayı hazırlayan isimlerden Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Seyisoğlu ve CETAD Başkanı Nesrin Yetkin de katıldı.
-”CİNSEL YAŞAM VE SORUNLARI”-
”Cinsel Yaşam ve Sorunları” dosyasında Türk halkının ”cinsel mitleri”ne de değinildi Buna göre, projeye katılan Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki 1537 kişiden yüzde 25′inin ”eşcinsellik bir akıl hastalığı çeşididir”, yüzde 37’sinin ”erkek cinsel ilişkiyi her zaman ister ve buna her zaman hazırdır”, yüzde 15′inin ”Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel ilişkiyle bitmelidir” ifadelerine ”tamamen doğru” yanıtını verdiği ifade edildi.
Dosyada 45 yaşın üzerindeki erkeklerde değişik oranlarda sertleşme sorununun başlayabildiği ve 2025 yılında 320 milyon sertleşme sorunlu hasta olacağı da vurgulandı. Cinsel sorunlara yönelik yanlış tedavilerin de yaygın olarak uygulandığı bildirilen dosyada, psikolojik faktörler göz önüne alınmaksızın kadınlarda vajinismusa (cinsel ilişkiye girememe) yönelik sadece kas gevşetici haplar verilmesi, hatta genel anestezi altında cinsel birleşme gerçekleştirilmesi gibi tedavilerin hem yararsız hem de etik açıdan yanlış olduğu bildirildi.
Dosyada, Türkiye’de cinsel tedavi merkezlerine başvuran her 2 kadından 1′inin vajinismus sorunu yaşadığı, erkeklerde en sık görülen cinsel işlev bozukluğunun ise her 3 erkekten 1′inde görülen erken boşalma olduğu vurgulandı.
Kadınlar neden aldatır?
Pek çok mutlu görünen çiftin ilişkisini tehdit eden aldatma olaylarına günümüzde çok sık rastlanıyor.
Bu konuda yapılan araştırmalara göre, insanlar yapıları itibariyle aldatmaya meyilli. Ama önce aldatmanın nerede başladığını bilmek gerekiyor.
Sadece birisini hayal ettiğimizde aldatmış sayılıyor muyuz? Ya da yanağımıza kondurulan masum bir öpücüğe itiraz etmediğimiz zaman?
Aslında uzmanlar aldatmanın tanımının kişiden kişiye, ilişkiden ilişkiye değişebildiğini söylüyor. Bu tamamen hayata ve ilişkiye bakışınızla ilgili. Burada asıl önemli olan, aldatmanın nedenini bilmek. Kimi zaman sadece, eşimizde bulamadığımız ilgi ve şefkat eksikliği aldatmaya neden olabiliyorken, kimi zaman da cinsellikle ilgili ihtiyaçlar aldatmaya yol açabiliyor. İşte aldatma konusunda en çok sorulan sorular:
Erkekler kadınlardan daha sık mı aldatıyor? Neden?
Yapılan araştırmalar, aldatan erkeklerin oranının kadınlara göre daha fazla olduğunu gösteriyor. Bunun nedenlerinden biri, toplumsal değerlerin aldatma eylemi karşısında erkeğe karşı daha toleranslı olması. Yeri geldiğinde erkek aldatmayı sosyal statü göstergesi olarak da kullanabiliyor. Hatta, hayali aldatma hikayeleri uydurarak dahil olduğu grubun içinde daha iyi bir yer edinebiliyor.
Kadınlar da erkekler kadar aldatıyor mu?
Yine yapılan araştırmalara göre, kadınların aldatma oranı da erkeklerinkine çok yakın. Üstelik, bunun sebepleri arasında sadece sevgi ve şefkat ihtiyacı gibi duygusal sebepler yok. Artık kadınlar, başka bir erkeği sadece cinsel olarak arzuladıkları için bile aldatabiliyorlar. Ama kuşkusuz bu konuda toplumda erkeğe gösterilen hoşgörü ve kabullenme kadına gösterilmiyor.
Başka birisini hayal etmek ya da sadece bakışmak da aldatma sayılır mı?
İnsanlar istediklerini yapmakta özgür olmasalar da istediklerini düşünmekte özgürdürler kuşkusuz. Başka birisini hayal etmek ya da masum bir göz flörtü, eğer yaşadığı ilişkiye bir zarar vermiyorsa aldatma sayılmayabiliyor.
Peki eşimiz başka bir kadına sadece baksa bile, bu kadar kıskanmamız niye?
Bunun arkasında çoğu kez kaybetme korkusu yatıyor. Eşi çekici ve güzel bir kadına bakınca, kadın hemen kendisinin artık yeterince güzel olmadığını ve eşinin daha güzel bir kadını istediğini düşünmeye başlıyor. Aslında bu durum genellikle özgüven eksikliğinden kaynaklanıyor. Kendisini sevilmeye layık görmeyen kadın, eşi başkasına bakınca kıskançlık krizine giriyor.
Kadınlara ve erkeklere göre aldatma nedir?
Yapılan bir araştırma, evli ya da partneri olan kadın ve erkek arasındaki yakınlaşmada, hangi eylemin aldatma sayılacağı konusunda kadın ve erkeklerin farklı yaklaşımlar içinde olduğunu gösteriyor.
Kadınlar da aldatıyor
Aldatma konusu artık her iki kişiden birini ilgilendiriyor diyebiliriz. Yapılan araştırmalarda erkeklerin daha çok aldattığı ortaya çıksa da, sadece onlar aldatmıyor. Zaten matematiksel olarak şu hesabı yapmak lazım: Her erkek eşini bir kadınla aldatıyor. O kadınların hepsinin bekar olduğunu varsayamayız. Demek ki neredeyse “aldatan erkek” sayısı kadar aldatan kadın var ortalıkta.
Kadın neden aldatıyor?” sorusuna farklı kaynaklardan farklı yanıtlar buluyoruz. Bazı kaynaklar “güven ve anlayış arayışı” gibi son derece masum bahaneler öne sürdüğü gibi, bazı kaynaklar da kadınların daha çok cinsel tatmin uğruna aldatmaya başladığını söylüyor. Öte yandan erkeklerin de şefkat arayışı içinde gizli ilişkiler yaşadığı söyleniyor. Yani, geleneksel roller tersine dönmüş görünüyor.
Kadınlar, iş hayatında kazandıkları eşitlik ve artan güven duygusuyla, erkeklerde alışık olduğumuz bir dürtüyle eşlerini aldatabiliyorlar. Evlilik danışmanlığı verdiğimiz kadınların pek çoğu seksin verdiği zevk yüzünden aldattığını söylüyor. Kadınlar için başka bir aldatma nedeni daha var; o da yalnızlık…
CEVAPLAR İHANETİN SINIRINI BELİRLEDİ
Başka biriyle cinsel ilişkiye girmek aldatmadır
Kadın: Yüzde 88 Evet Erkek: Yüzde 94 Evet
Başka birisiyle öpüşmek aldatmadır
Kadın: Yüzde 51 Evet Erkek: Yüzde 69 Evet
Sanal ortamda (internet vs.) seks yapmak aldatmadır
Kadın: Yüzde 42 Evet Erkek: Yüzde 64 Evet
Başkasıyla el ele tutuşmak aldatmadır
Kadın:Yüzde 35 Evet Erkek: Yüzde 48 Evet
Başka birini düşlemek aldatmadır
Kadın: Yüzde 17 Evet Erkek: Yüzde 23 Evet
Başkasıyla flört etmek aldatmadır
Kadın: Yüzde 16 Evet Erkek: Yüzde 21 Evet
Başkasına bakmak aldatmadır
Kadın: Yüzde 6 Evet Erkek:Yüzde 6 Evet
(Hürriyet/Kelebek)
Seksin marifetleri
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor
Parlak, pembe ve sağlıklı bir cilt, ışıl ışıl gözler, cinsel enerji yayan bir vücut. Seks vücudun uzun vadede daha sağlıklı ve güçlü olmasını da sağlıyor. Hücrelerin direnci artıyor, vücut daha fazla antikor üretiyor. Bu antikorlardaki albümin de vücudu enfeksiyonlardan koruyor. Hafif gribal rahatsızlıklar, yaralar daha çabuk kapanıyor. Bunun yanı sıra Amerika”da yapılan bir araştırmaya göre aktif bir cinsel hayatı olan insanlar, daha nadir hasta oluyor.
Ağrıları azaltıyor
Orgazmın verdiği rahatlama duygusu baş ağrılarını azaltıyor. Ritmik hareketler sayesinde vücut mutluluk hormonu salgılıyor ve kan dolaşımı düzene giriyor. Ayrıca seks sırt ağrılarına, bel problemlerine, kas tutulmalarına ve adet dönemi ağrılarına karşı çok etkili.
Enerjiyi artırıyor
Bazen fazlasıyla yorucu olan seks, sonrasında vücudun canlanmasını ve enerjiyle dolmasını sağlıyor. Kısa bir gevşeme, yorgunluk ve hareketsizlikten sonra insanın kendini daha zinde, dinamik ve cinsel ilişki öncesinde olduğundan çok daha enerjik hissetmesi, tamamen seksin marifeti.
Güzelleştiriyor
Fiziksel problemlerin birçoğunu çözen seks, dış görünümü de güzelleştiren bir etkiye sahip. Haftada en az bir kez seks yapan kadınlar daha fazla güzellik hormonu, yani östrojen salgılıyor. Lenf akışı artıyor ve bağ dokusu daha güçlü hale geliyor. Cilt esnekleşiyor ve renk kazanıyor, saçlar güçleniyor, tırnaklar sertleşiyor. Düzenli seks egzersizleriyle vücut sıkılaşıyor. Üstelik bu egzersizler selülit ve varis oluşumunu geciktiriyor. Cinselliğin bir diğer avantajı ise hücrelerin yenilenmesi sürecini hızlandırıp yaşlanmayı yavaşlatması.
Kalbi koruyor
Kalp atışları aslında orgazm sırasında değil, orgazmdan önce hızlanmaya başlıyor. Bu da kalp için çok faydalı. Haftada en az iki kez cinsel ilişkiye girenler, diğerlerine oranla çok daha az kalp krizi riski taşıyorlar. O halde ne duruyorsunuz? Bir an önce sağlık egzersizlerine başlamanın tam sırası…
E-KOLAY
Beyaz’dan vajina estetiği fetvası
İlginç çıkışlarıyla ünlenen İlahiyat Profesörü Zekeriya Beyaz, çocuk doğuran kadınların vajina estetiği yaptırmalarında sakınca olmadığını söyledi..
Kanal D’de Esra Ceyhan’ın sunduğu “Esra Ceyhan’la” isimli programa katılan Zekeriya Beyaz, kadınların psikolojik ve bedensel rahatsızlıkları durumunda estetik yaptırmalarının caiz olduğunu söyledi.
Konuklardan birisinin sorusu üzerine Zekeriya Beyaz “Çocuk doğuran kadınların cinsel organlarında deforme, bozukluk olabilir. Bundan sonraki yaşamında yeniden daha iyi bir cinsellik yaşabilmesi için vajina estetiği yaptırmasında hiç bir sakınca yoktur.. Psikolojik ve bedensel rahatsızlığı olmayanların estetik yaptırması caiz değildir” dedi.
Beyaz’ın bu sözlerine ilk tepkiyi sunucu Esra Ceyhan verdi.. Ceyhan, ben bazı kadınların göğüslerinin bozulmaması için çocuklarını emzirmemesine de karşıyım.. Ben göğüslerimin yerlere kadar ineceğini de bilsem yine de çocuğumu emziririm. Ayrıca vajina estetiğine de karşıyım” dedi.
Türk kadını cinselliğe soğuk!
Cinsel Eğitim ve Tedavi Derneği (CETAD) Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Cem İncesu, Türk toplumunda kadınların en yaygın cinsel sorununun “cinsel isteksizlik” olduğunu, buna karşın kadınların tedavi için en çok vajinismus sorunu için hekime başvurduğunu vurguladı.
İncesu, kadınlarda yüzde 27-33 oranında istek azlığı, yüzde 10-18 oranında uyarılma bozukluğu, yüzde 5-25 oranında orgazm bozukluğu ve yüzde 3-11 oranında da vajinismusun da aralarında bulunduğu cinsel ağrı şeklinde görülen işlev bozuklukları olduğunu söyledi.
Türkiye’de her 3 kadından 1′nin, en az 1 cinsel işlev bozukluğu yaşadığının da düşünüldüğünü anlatan İncesu, bir çok kadının birden fazla cinsel sorun yaşayabildiğini söyledi.
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek de erkeklerde sertleşme kaybının tüm erkek toplumunun yüzde 10′unda bulunduğunu, 45 yaşını geçen erkeklerin ise çoğunda bu sorunun görülebileceğini ifade ederek, 60 yaş üzeri erkeklerde yüzde 50 oranında sertleşme kaybı bulunduğunu söyledi.
Prof. Dr. Şimşek, sertleşme kaybının önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayarak, “Sertleşme kaybının Türkiye’de dünya geneline göre daha fazla görülmesinin nedeni, ağır sigara içicisi bir toplum olmamızdır” dedi.
3 Günde nasıl çapkın olunur?
ABD, Avustralya, Kanada ve İngiltere’de düzenlenen ve kadınlara nasıl kur yapılacağını öğreten “cazibe seminerleri” büyük ilgi görüyor.
Charisma Arts adlı bir şirket tarafından düzenlenen 3 günlük yoğun kurs için 1600 dolar ödenen bu seminerlere, yüksek fiyatına rağmen karşı cinsin ilgisini çekmek isteyen erkekler büyük rağbet gösteriyor. Cuma öğleden sonra başlayan ve tüm hafta sonu gece lokanta ve barlarda da süren bu yoğun kurs sırasında erkeklere kadınlara kur yapmanın sırlarını öğrettiklerini belirten şirket yetkilileri, bilimsel yöntemlerle konuşma sanatından duyusal algılama tekniklerinin inceliklerine veya dokunarak flört yöntemlerine kadar birçok konuyu ele aldıklarını kaydettiler.
7-8 kişilik gruplarla cuma günü öğleden sonra bir otel lobisi veya lokantada buluşan “kazanova adayları”, eğitmenlerinin denetiminde hemen konuşma yeteneklerini geliştirme tekniklerini öğrenmekle işe başlıyorlar. Vücut dili kullanma, belirgin duygusal bir atmosfer yaratma, hikaye anlatma gibi konuları ele alan eğitmenler, geceleri tercihen bir caz kulübü veya bir martini barından öğrencilerini yeniden topluyorlar.
Gündüz öğrendiklerini buralarda pratiğe dökmeye çalışan öğrenciler, eğitimlerinden sonra kadınlarla ilk flört deneyimlerini yaşarken, kadınlar tarafından ne çeşit bir erkeğin çekici bulunduğunu anlamaya çalışıyorlar. Hafta sonları kursları büyük ilgi gören şirket, ayrıca 2500 dolar ücret karşılığında bu alanda çok sayıda kitap ve makale yazan Wayne Elise tarafından verilen konuşma kursları da düzenliyor.
Cinsel sorun yaşıyoruz!
Aile Sağlığı Araştırma Derneği (ASAD) ve ESDA (European Sexual Dysfunction Alliancu) Türkiye Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, her 10 kişiden 7’sinde cinsel fonksiyon bozukluğu görüldüğünü bildirdi.
ASAD ile ESDA Türkiye’nin ”Aşk Sizi Sağlıklı Kılar” sloganı ile yürüttüğü ”Cinsel Fonksiyon Bozuklukları ve Tedavi Yöntemleri” toplantılarının ikincisi Denizli’de yapıldı. Toplantı öncesinde gazetecilere açıklamada bulunan ve Türkiye genelinde 1205 eczanede yapılan araştırmanın sonucunu açıklayan Prof. Dr. Hattat, düzenledikleri toplantılarla cinsel fonksiyon bozukluğu
yaşayan kişilerin eczanelerden reçetesiz ilaç almalarını önlemeyi, bu kişilerin doktorlara yönlendirilmesini sağlamayı, bu konuda eczacıları bilinçlendirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Türkiye’de cinselliğin bir tabu olarak görüldüğüne dikkati çeken Prof. Dr. Hattat, ”Türkiye’de her 10 kişiden 7’sinde cinsel fonksiyon bozukluğu görülüyor. Ancak bunlardan yalnızca yüzde 14′ü doktora gidiyor. Yüzde 62’si ise kulaktan dolma bilgilerle eczanelerden ilaç talebinde bulunmakta. Yine anket çalışmamızda cinsel sorun yaşayan her 100 kişiden 32’sinin sorununu kimseyle paylaşmadığını görüyoruz” dedi.
Cinsel fonksiyon bozukluğunun altında çok önemli rahatsızlıkların da olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Hattat, şunları kaydetti: ”Cinsel fonksiyon bozukluğunun psikolojik nedenlerden dolayı olabileceği gibi şeker ve tansiyon gibi hayati önem taşıyan hastalıkların da belirtisi olabilir. Halkımızı bilinçlendirmek amacıyla Türkiye genelinde çalışmalarımız var. Eczacılarla da
toplantılar yaparak, kendilerine gelenleri bir doktora yönlendirmeleri konusunda uyarıyoruz.”
”SORUNUN ÇÖZÜMÜ TEK TARAFLI DEĞİL”
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Andoloji Anabilim Dalı Başkanı ve ASAD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Emre Akkuş da Avrupa’da yüzde 52 oranında görülen cinsel fonksiyon bozukluğunun Türkiye’de yüzde 69.2 olduğuna işaret etti. Cinsel fonksiyon bozukluklarının sosyo-kültürel ilişkileri etkilediği gibi kişide özgüven kaybına yol açtığını da vurgulayan Akkuş, şunları kaydetti: ”Derneğimizin cinsel sorun hattına iki yılda 18 ile 30 yaş arası 80 bin kişi başvurdu. İlk yıllarda hiç kadın hasta
aramazken, son yıllarda arayan kadınların oranı yüzde 18′e yükseldi. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile Karadeniz’de yaşanan aile içi şiddetlerin önemli bir nedenini de cinsel fonksiyon bozuklukları oluşturmaktadır. Cinsel sorun yaşayan erkeklere eşleri de destek olmalıdır. Çünkü yaşanan sorunun tek taraflı olarak çözümlenmesi mümkün olmayacağı gibi, özgüven kaybı çiftin mutluluğunu da etkileyecektir.”
-
Yeni
- Çağlayan sendikaları uyardı
- Bursa’da işçinin gözyaşları
- Bu tuvalet vali onaylı
- Çorum’da ATM fareleri
- Aksaray’daki dram yürek dağladı
- Kaza üç gün sonra ortaya çıktı
- Belediye başkanına taşlı saldırı
- Bu kadarına da pes doğrusu!
- Kanlar içinde evrak imzaladı
- Tüpraş’da işçiler protesto etti
- Japon turist kaza kurbanı
- Başkentte elektrik kesintisi
-
Bağlantılar
-
Arşiv
- Ağustos 2008 (1915)
- Temmuz 2008 (3452)
- Haziran 2008 (918)
-
Kategoriler
- Adalar
- Aids
- Akdeniz
- Alışveriş
- Anılar
- Asparagas
- Avcılar
- Çatalca
- çocuk
- B. Çekmece
- Bahçelievler
- Bahçeşehir
- Bakırköy
- Bankacılık
- Bayrampaşa
- Bağcılar
- beslenme
- Beykoz
- Beyoğlu
- Beşiktaş
- Cinsellik
- D. Anadolu
- Diğer
- Ekonomi
- emekli
- Eminönü
- Erkek Sağlığı
- Esenler
- Eyüp
- Fatih
- G.D. Anadolu
- G.Osmanpaşa
- Güngören
- Gezi
- İçanadolu
- İşçi
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS