Tüm Haberler

Haberler bizde…

Ürgüp’e ünlü gazeteden övgü

New York Times gazetesinin cumartesi günkü gezi ekinde, ”TripAdviser” sitesinin dünyanın en ilginç 10 oteli sıralamasında sekizinci sırada Ürgüp’ün ”Yunak Evleri”ne yer verildi.

”TripAdviser” (www.tripadviser.com) sitesinin dünyanın en ilginç 10 oteli sıralamasının yayınlandığı New York Times gazetesinin gezi ekinde, Kapadokya’da bulunan Yunak Evlerinden de bahsedilerek ”Eğer artık butik otellerde kalmaktan sıkıldıysanız, bu ilginç otellere gitmenizi öneriyoruz” denildi. Listenin ilk sırasında Kanada Quebec’deki Ice Hotel (Buz Ev) yer alırken, sekizinci sıradaki Yunak Evleri’nden ve Ürgüp’ten övgüyle söz edildi.
Gezi ekinde, ”Eğer kapalı yerde kalma korkunuz yoksa Yunak Evleri’ne mutlaka gitmelisiniz” denilerek, Yunak Evleri’nin altı tane mağara evden oluştuğu ve evlerin labirent gibi dar geçitlerle birbirine bağlandığı belirtildi. TripAdviser’ın web sitesinde sekizinci sırada bulunan Yunak Evleri’nde tatil yapanların, otelden çok memnun kaldıkları ve ”gerçek dışı bir deneyim yaşadıklarını” söyledikleri belirtiliyor.

Ağustos 11, 2008 Yazan: Haberci | Gezi | , , | Henüz Yorum Yok

Kadın gözüyle dağcılık

Everest’e tırmanan ilk Türk kadın dağcı Burçak Özoğlu Poçan, kadınların inatçılığının, kararlılığının, düzenli ve planlı olmasının ve yüksek irtifalara daha kolay uyum sağlamasının, dağcılık sporu için bir avantaj olduğunu söyledi.

Dünyanın en yüksek tepesi Everest’e tırmanan 4 Türk kadın dağcı, Kırık Örük Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kooperatifi’nin düzenlediği seminere katıldı. Eylem Elif Maviş, Meltem Özmine, Suna Yılmaz ve Burçak Özoğlu Poçan tırmanış sırasında yaşadıklarını hemcinsleriyle paylaştı. Burçak Özoğlu Poçan, ODTÜ Spor Kulübü olarak 11 kişilik ekiple 27 Martta yola çıktıklarını ve Mayıs sonunda da zirveye ulaştıklarını belirtti. Tırmanışa karar verdiklerinde kendileri için önemli olanın, zirveye ulaşmaktan çok organizasyonda yer almak olduğunu ifade eden Poçan, ”Ancak zirveye ulaştık. Böylece Türkiye’den 4 kadın, ilk defa dünyanın en yüksek noktasına tırmandı” dedi.

Tırmanışı ekip olarak gerçekleştirmenin kendileri için önemine değinen ve dağcılığın kolektif bir spor olduğunu vurgulamaya çalıştıklarını anlatan Poçan, şöyle konuştu: ”Dağ ve dağcılık genellikle insanüstü bir güç gerektiren, erkeklerin yapacağı bir spor olarak görülüyor. Ama kadınların inatçılığı, kararlılığı, düzenli ve planlı olması ve yüksek irtifalara daha kolay uyum sağlaması dağcılık sporu için bir avantaj. Dağ ve dağcılıkla kadın çok da tezat değil. Aslında biz dağcılığı cinsiyetsiz bir spor olarak görüyoruz. Kadın erkek bir takımda birlikte bu sporu yapabilir görüşündeyiz.” Dağda kadın erkek ayrımı yapmadıklarını, kadınlar belli erkekler belli işleri yapacak diye düşünmediklerini ifade eden Poçan, ”Tırmanış ekibinde eşim de vardı. Ancak ikili ilişkileri şehirde bırakma kararı aldık. Takım olarak davranacağız diye bir kural koyduk ve bunu da başardık” diye konuştu.

”SİZ Mİ DAĞA ÇIKACAKSINIZ?”

Meltem Özmine de yaklaşık 15 yıldır dağcılık sporuyla uğraşmalarının başarılarında önemli bir payı olduğunu söyledi. Böyle bir tırmanışı gerçekleştirmeden önce sıkı antrenmanlar yapmak, dağcılık tekniklerini çok iyi öğrenmek gerektiğini anlatan Özmine, fiziksel hazırlık kadar konsantrasyonun da çok önemli olduğunu vurguladı. Tırmanışa karar verdikten sonra uzun süre sponsor aradıklarını belirten Özmine, gittikleri birçok yerde zayıf ve ufak tefek olmaları nedeniyle ‘’siz mi dağa çıkacaksınız” sorusuyla karşılaştıklarını kaydetti.

”YÜKSEK İRTİFAYA ALIŞMA SÜRECİ HAMİLELİK GİBİ”

Eylem Elif Maviş ise vücudun yüksek irtifaya alışması için birçok kez ana kamptan yüksek kamplara gidip geldiklerini anlattı. Bu sürecin oldukça zorlu olduğunu ve hamileliğe benzediğini ifade eden Maviş, mide bulantısı, iştahsızlık, halsizlik gibi sorunlar yaşadıklarını söyledi. Deneyimli dağcılar olmalarının, hayatta kalmalarını sağladığını vurgulayan Maviş, ”Susamasanız da su içiyor, acıkmasanız da yemek yiyorsunuz. Çünkü yaşamak için görev bilinciyle hareket ediyorsunuz” dedi.

”AYAKKABILARIMIZ BİLE 2,5-3 KİLOYDU”

Suna Yılmaz da soğuktan korunmak için özel üretim giysiler kullandıklarını, irtifa dağcılığı için yapılmış kaz tüyünden kıyafetlerle, çift katlı ayakkabılar giydiklerini anlattı. Ayakkabıların yaklaşık 2,5-3 kilo olduğunu belirten Yılmaz, her etapta farklı olmak üzere tırmanış sırasında yaklaşık 10 kiloluk ağırlık taşıdıklarını kaydetti. Tırmanış için Everest’in kuzey tarafını tercih ettiklerini dile getiren Yılmaz, ”Aslında güney tarafı daha popüler, ama kuzey tarafı dağcı kimliği taşıyan kişilerce tercih ediliyor. Kuzey’de güney tarafına göre çığ tehlikesi ve buzul çatlağı riski daha az, ancak teknik gerektiren bir rota” diye konuştu. Daha sonra tırmanış sırasında çekilen fotoğraflardan oluşan slayt gösterisi yapıldı.

Ağustos 11, 2008 Yazan: Haberci | Gezi | , , , , , , , , , , , , | Henüz Yorum Yok

Sahiller doldu taştı

Türkiye’nin en sıcak yörelerinden Çukurova’da, okulların tatile girmesi ve hava sıcaklığındaki artışla birlikte, nüfus yayla ve sahillerde yoğunlaştı.

Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay illerini kapsayan Çukurova yöresinde yaşayanlar, yakıcı sıcak ve bunaltıcı nem oranı karşısında çareyi her yıl olduğu gibi yine yöreye yakın yaylalar ve sahil beldelerinde arıyor. Meteoroloji verilerine göre, geçen yıla oranla daha erken bastıran ve 33 dereceye kadar ulaşan hava sıcaklığı, gündüz saatlerinde yüzde 55, gece saatlerinde de yüzde 75 çıkan nem oranı, vatandaşların serin bölgelere gitmesine neden oldu. Mayıs ayının son haftasından itibaren başlayan hareketlilik, kent merkezlerindeki esnafı olumsuz etkilerken, yaz tatilini dört gözle bekleyen yayla ve sahil beldesi esnafının yüzünü güldü.

Adana’ya en yakın yayla beldesi olan Pozantı ilçesine bağlı Akçatekir beldesi, nüfusu en fazla artan beldelerden biri oldu. Kış aylarında 4 bin dolayındaki belde nüfusu, 200 bine yaklaştı. Akçatekir beldesinin yanı sıra yine Adana’ya yakınlığıyla bilinen Karataş, Yumurtalık ve Mersin’in sahil beldeleri hafta sonları daha yoğun olmak üzere yoğunlaşmaya başladı. Mersin’in Erdemli, Silifke, Taşucu ve Anamur ilçelerinde tatilcilerin yararlanabilecekleri pansiyon fiyatları günlük 25-30 YTL, otel fiyatları da 50-70 YTL arasında değişiyor, yayla evlerinin yıllık kirası 1.5 ve 2.5 YTL’yi buluyor.

-EKONOMİYE YANSIMASI-

Adana Ticaret Odası Başkanı (ATO) Şaban Baş, Çukurova’nın ve özellikle Adana’nın iklimsel yapısını değiştirmenin mümkün olmadığını, sıcaktan bunalan vatandaşların doğal olarak serin yerleri tercih ettiğini söyledi. Ekonomiye olumsuz yansıyan bu durumu, tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerin ön plana çıkarılarak artı değere dönüştürme şansı bulunduğunu belirten Baş, ”Buna bağlı olarak, yayla, inanç ve deniz değerlerimizi gündeme getirip, yerli ve yabancı turistlere en iyi şekilde tanıtımına yönelmeli ve onları kentimize çekebilecek noktaya gelmeliyiz. Böylece kent merkezinden ne kadar insan şehir dışına çıkarsa çıksın, ekonomiyi olumsuz etkilenmez” dedi.

Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Kazım Barışık da halk serinlemeye çalışırken, esnafın boşalan kentlerde satış sıkıntısı yaşadığını söyledi. Çukurova yöresinde özellikle Adana kent nüfusunda önemli oranda azalma yaşandığını belirten Barışık, ”Esnaf arkadaşlarımız bazı günler işyerini siftah bile yapmadan kapatıyor. Çukurova’daki sıcak ve nem, hem yaşamı, hem de kent ekonomisini olumsuz etkiliyor” dedi.

Ağustos 10, 2008 Yazan: Haberci | Gezi | , , , , , , , , , , , , , , , , , | Henüz Yorum Yok

Ayılar için kutba yolculuk

Dünya kamuoyunun dikkatini, ayıların iklimin ısınması yüzünden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak olmasına çekmek isteyen iki çevreci arkadaş, mayıs başında Kanada’nın Discovery burnundan başladıkları yolculuğu kuzey kutbunda tamamladı.

Kutba yazın ilk kez gidiliyor. Minnesotalı Lonnie Dupre, uydu telefonuyla arkadaşlarına hedeflerine ulaştıklarını bildirdi. ”Burada bizi en çok şaşırtan, okyanusun hali oldu” diyen Dupre, ”Okyanusun ayaklarımızın altında çatırdadığını gördük. Yekpare sert buzla karşılaşacağımızı sanıyorduk, oysa buraya gelince gördük ki, buz tabakası paramparça olmuştu” dedi.

Eric Larsen adlı diğer çevreci de, ilk kutup ayısını kutup dairesine ulaşmadan önce gördüklerini anlattı. ”Kırmızı çadırın içindeydik” diyen Larsen, ”Dışardan ayının sesini duyduk. Hemen dışarı fırladık. Ayı meraklı gözlerle ağır ağır bize yaklaşıyordu” diye konuştu.

Larsen, ”Ayı sanki bize hoş geldiniz demek istiyordu” dedi. İki arkadaş, bilim adamlarına götürmek üzere buz ve kar numuneleri aldı, zira kuzey kutbu buzulunun yaz sıcaklığını şimdiye kadar kimse tam olarak ölçmedi. Yeryüzünün iklimi, sera etkisi yaratan karbon gazları yüzünden ısınıyor, bu da buzulların erimesine yol açıyor. Araştırmalar, buzulların erimesinin kutup ayılarını tehdit ettiğini gösteriyor. Kuzey kutbu, dünyanın diğer bölgelerinden iki kat hızla ısınıyor. Tahmini hesaplamalara göre, buzullar 2100 yılı civarında tamamen eriyecek.

İki çevreci arkadaşın girişimine Greenpeace örgütü destek veriyor. Duruma göre kano ve kayak kullanarak yaklaşık bin kilometre yol alan iki çevreci maceraperest, kutupta biraz dinlendikten sonra kanoyla mı, yoksa uçakla mı döneceklerine karar verecek. Kutup ayılarının sayısı 20-30 bin arasında tahmin ediliyor.

Ağustos 10, 2008 Yazan: Haberci | Gezi | , , , , , , , , , , , , | Henüz Yorum Yok

13 il karanlığa gömülecek

NASA tarafından en iyi Türkiye’de gözleneceği belirtilen ve tutulma hattındaki illerde gün ortasında alacakaranlığı yaşatacak 29 marttaki tam güneş tutulması için geri sayım başladı.

Yüzyılın ilk güneş tutulması, Antalya, Karaman, Konya, Aksaray, Nevşehir, Kırşehir, Kayseri, Yozgat, Sivas, Tokat, Amasya, Ordu ve Giresun’dan tam, diğer illerde de değişen örtülme oranlarına sahip parçalı tutulma olarak gözlenecek.

Türkiye’de ancak 54 yıl sonra 30 Nisan 2060 yılında yeniden görülecek tam tutulma, bu özelliğiyle gökyüzü meraklılarının heyecanını arttırdı.

Tam tutulma hattındaki 13 ilde valilikler ve üniversitelerin gerçekleştirecekleri programlarla tutulma tam bir şenlik havasında izlenecek.

29 Mart Çarşamba günü gerçekleşecek ve yaklaşık 4 dakika sürecek tam güneş tutulması, Brezilya’nın doğu kıyısında güneşin doğuşu ile başlayacak ve Atlas Okyanusu boyunca ilerleyecek. Gana’dan, Afrika kıtasına çıkan tutulma gölgesi Nijerya ve Libya boyunca Sahra Çölü’nü geçerek Akdeniz’e ulaşacak.

Antalya kıyısından (Manavgat’tan) saat 13.56′da Türkiye’ye girecek tutulma, saat 14.05′de Kayseri ve Yozgat’a ulaşacak. Tutulma gölgesi 14.10′da Ordu’dan Türkiye’yi terk edecek.

TARİFİ İMKANSIZ KARANLIK

TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nden Tuncay Özışık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 29 martta ”tarifi imkansız bir karanlık yaşanacağını” söyledi.

Tam tutulma başladığı anda havanın alacakaranlık olacağına ve ısının 2-3 derece düşeceğine dikkati çeken Özışık, bu değişimin hayvanları olumsuz etkileyeceğini bildirdi. ”Tam tutulma sırasında hayvanlar huzursuz olacak ve çeşitli sesler çıkaracak” diyen Özışık, tutulmadan haberi olmayanlar insanların da ani karanlık nedeniyle kısa süreli şok yaşayacaklarını ifade etti.

Akdeniz Üniversitesi Manavgat Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ali Erdoğan da, hayvanların tutulma sırasında karanlık yaşanacağı için 24 saatlik ritmlerinin bozulacağını kaydetti. Hayvanların tepkilerini ölçmek için 29 martta deneyler yapacaklarını ifade eden Erdoğan, kuşların tam tutulma anında yere indiklerini kaydetti.

TUTULMA SIRASINDA GÖKYÜZÜ

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, tam tutulmadan 15 dakika önce hava alışılmışın dışında daha karanlık olacak. Bu arada ışın geometrisi değişecek ve cisimlerin gölgeleri bozulup, bükülecek. Tam tutulmadan 2 dakika önce, ışık şiddetindeki azalma hızla fark edilebilir düzeye gelecek ve ufuk, soluk sarı renkte görünecek. Bu esnada, hava açık olursa, güneşin batısında Venüs ve Merkür gezegeni görülecek. Aynı zamanda sıcaklığın azalmasıyla birkaç dakika için hafif ve serin bir rüzgar hissedilecek.

Tam tutulma zamanına bir dakika kala güneşin sadece küçük ve ince bir bölümü görünecek. Ufuk çizgisinin aydınlık, gökyüzünün karanlık olduğu tam tutulma sırasında, sadece bu anda görülebilen güneşin korona (taç) tabakası da artık göz önüne serilecek. Gökyüzünde Mars gezegeni ile Avcı, Kuğu ve Çalgı takım yıldızlarını izlemek mümkün olacak.

TUTULMA EFSANELERİ

Tarihte ilk kez Thales tarafından hesaplanan ve ünlü matematikçinin bu öngörüsüyle, MÖ 585 yılında Medlerle Lidyalılar arasındaki savaşı engelleyen güneş tutulması, çeşitli kültürlerde farklı efsanelere yol açtı.

Çin’de ejderhanın güneşi yemesi olarak düşünülen güneş tutulması, Mısır’da kötü kalpli yılanın güneş tanrısı Ra ile kavgası olarak açıklandı.

Vietnam’da bir kurbağanın marifeti olduğuna inanılan tutulmaya, Güney Amerika’da kara bir jaguarın, İskandinavya’da ise bir kurdun neden olduğu düşünüldü. Kızılderililerde tutulma, ay ile güneşin savaşı olarak tanımlanırken, Mezopotamyalılar tutulma anında yaktıkları meşalelerle güneşi tekrar parlatmaya çalıştılar.

NASA’DAN CANLI YAYIN

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi de (NASA) Side’deki antik tiyatrodan tüm dünyaya canlı yayın gerçekleştirecek. NASA, Side’den gerçekleştirilecek canlı yayında elde edilecek verileri önce uydu aracılığıyla Londra’ya, buradan fiber optik bağlantıyla Atlanta’ya gönderilecek. Görüntüler, buradan yine uydu aracılığıyla görüntülerin Exploratorium Müzesi, diğer müzeler, televizyon istasyonları ve internet sitelerine verilecek. Uydu yayını çok sayıda müze ve basın ajansı tarafından da kullanılacak.

ÜÇ NOKTADA İZLEME MERKEZİ

Güneş tutulması için Antalya’da, Cumhuriyet Meydanı, Konyaaltı ve Lara Beach Park olmak üzere üç noktada izleme merkezleri luşturulacak. Merkezlerde oluşturulacak sahnede halk dansları gösterilerine yer verilirken, AESOB, tutulmayı izlemek üzere gelenlere tavuk döner ağıtacak.

İzleme merkezlerinde ayrıca turistlere ve vatandaşlara gözlük ve güneş tutulması için özel olarak hazırlanan rozetlerden dağıtılacak. Esnaf ise merkezlerde oluşturulacak standlarda satış yapma imkanı bulacak. İzleme merkezlerinin bulunduğu güzergahlarda, özellikle güneş tutulmasının gerçekleşeceği saat diliminde yollar araç trafiğine kapatılacak. PTT de, kurulacak standlarla güneş tutulması için özel olarak hazırlanan zarf ve pul satışı yapacak. Sağlık İl Müdürlüğü ise merkezlerde gerekli önlemleri alarak, her merkeze bir sağlık çadırı oluşturacak.

Emniyet Müdürlüğü ekipleri ile Büyükşehir ve alt kademe belediyelerde görevli zabıtalar izleme merkezlerinde gerekli önlemleri alacaklar. Antalya’daki nostaljik tramvay güneş tutulması için özel olarak kaplanacak. Güneş tutulmasının izlenebileceği merkezlerden birisi olan Konyaaltı Beach Park’ta bugüne özel otopark ücreti alınmayacak.

YÜKSEKOKULDA ŞENLİK

Tam güneş tutulmasının en iyi gözleneceği yerlerden birisi olan Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Manavgat Meslek Yüksekokulu bahçesi, şenlik alanına dönüştürülecek. Sadece Türkiye’den değil, yurtdışından da çok sayıda bilim adamı ve basın mensubunun da katılacağı şenlikte, teleskoplarla gökyüzü
izlenebilecek.

Şenlikte Akdeniz Oda Korosu konser verirken, tutulma yaklaştıkça bilim adamları güneş tutulmasına ilişkin bilgilendirici açıklamalarda bulunacak.

APOLLON TAPINAĞI’NDA KONSER

Side Belediyesi Yaylı Çalgılar Beşlisi, güneş tutulması anında Side’de Mozart ve Brahms’ın eserlerinden oluşan bir konser verecek. Apollon Tapınağı önündeki konserde, Eftal Tekergölü, Mahir Turan, Aydal Sargutan, Bahar Odok ve Numan Pekdemir’den oluşan Side Yaylı Çalgılar Beşlisi, güneş tutulması sırasında Mozart ve Brahms’ın eserlerini seslendirecekler.

Side Belediyesi, güneş tutulması esnasında yerli ve yabancı konuklara güneş tutulmasını rahat izleyebilmeleri için gözlük dağıtacak.

Ağustos 10, 2008 Yazan: Haberci | Gezi | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Henüz Yorum Yok

Ayder yaz sezonunu açtı

Önemli turizm merkezlerinden olan Rize’nin Çamlışemşin İlçesi’ndeki Ayder Yaylası ve Ayder Kaplıcaları, yaz sezonunu erken açtı.

Geçtiğimiz kış turist patlaması yaşayan Ayder, havaların erken ısınmasıyla yaz sezonunu açtı. Karların erimesiyle birlikte yerli ve yabancı turistlerin akınına uğrayan yaylaya kafileler halinde gelen turistler, kaplıcalara girip açık alanda piknik yapıyor.

Konu hakkında açıklama yapan Rize İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmail Hocaoğlu, Ayder Yaylası’nın yılın dört mevsimi turist çektiğini belirterek, “Geçtiğimiz yıllarda kış aylarında Ayder’e turist gelmezdi. Yağan kardan dolayı yollar kapalı olduğu için yaylada bulunan işletmelerde kapalı olurdu. Biz, son birkaç yıldır yolları açık tutarak kaplıcaları kış aylarında da faaliyete soktuk. İsviçre’den gelen Heliski sporcuları yaylada kamp kurdu. Ayder, bu kış turist patlaması yaşadı. Bu kış sezonunda binlerce yerli ve yabancı turist Ayder’i ziyaret etti. Bu kış sezonunda 300′e yakın yabancı kayakçı yaylamıza geldi. Havaların erken ısınması ve karın erken kalkması ile yaz sezonunda erken başladı. Yüzlerce yerli ve yabancı turist yaylaya akın ediyor” diye konuştu.

Ağustos 10, 2008 Yazan: Haberci | Gezi | , , , , , | Henüz Yorum Yok

Görenin dileği olurmuş

Şanlıurfa’nın simgesi olan kutsal Balıklıgöl’deki sarı balık, büyük ilgi görüyor. Yılda 1 kez ortaya çıktığı söylenen sarı balık diğer balıkların arasında hemen dikkat çekiyor. Çok kısa süre su yüzeyinde kalan sarı balığı görenlerin tuttuğu dileklerin kabul olduğuna inanılıyor.

Bu sıralar sarı balığı görmek için suyun yüzeyine çıkmasını bekleyenler çoğaldı.
Hürriyet

Ağustos 10, 2008 Yazan: Haberci | Gezi | , | Henüz Yorum Yok

Akdeniz’de cennetten bir köşe

Doğanın yer yer tarihle de kucaklaştığı Kaş ve çevresi, dalış için de en çok tercih edilen noktalar arasında yer alıyor. Daha önce hiç gitmediğim, gidince ise özellikle de pırıl pırıl denizine vurulduğum bu minik sahil kasabası hakkında sizi de bilgilendirmek, gitmeyenlerin aklını çelmek, daha önce gidenleri ise yeniden heveslendirmek istedim. İşte size Haziran ayında yaptığım 6 günlük Kaş gezimden, bu şehire gitmek isteyenlere bir kaç küçük not…

İLK İŞ ULAŞIM
Kaşa gitmeye karar verdiyseniz yapmanız gereken ilk iş ulaşım sorununu halletmek. Kendi aracınız ile gitmeniz size orada ulaşım özgürlüğü sağlasa da İstanbul-Kaş arasının yaklaşık 950 km olduğunu unutmayın. Yani sizi uzun bir yolculuk bekliyor. Otobüs ile Kaş yaklaşık 15 saat sürüyor. İstanbul’dan Kalkan ve Kaş’a, Kamil Koç, Metro ve Pamukkale turizmin direkt seferleri var. Kaş’a Fethiye üzerinden aktarma yapanak da gidebilirsiniz. Fethiye’ye bir çok otobüs firmasının seferleri var. İstanbul-Fethiye yaklaşık 850 km, Fethiye Kaş arası ise 108 km.



Tabii bir de uçak alternatifi var. Kaş, Antalya Havalimanı’na 200, Dalaman Havalimanı’na ise 160 km uzakta. Daha yakın olduğu için Dalaman Havalimanı’nını tercih etmenizi öneririm. Dalaman’a THY’nin (www.thy.com.tr), Atlajjet’in (www.atlasjet.com) ve Onur Air’in (1 Temmuz’da başlayacak) uçuşları var. Uçak tarih ve saatlerine internet sitelerinden de ulaşabilirsiniz.




ACABA NEREDE KALSAK?
Ulaşım işini hallettik, şimdi sırada ‘nerede kalacağız’ sorusu var. Kaş’ın içinde birçok otel ve pansiyon var. Bunun dışında Kaş’ın merkezine 10 dakika yürüme mesafesinde bulunan Küçük Çakıl koyunun karşı sırasında da bir çok otel bulunuyor. Tüm bunların yanında Çukurbağ Yarımadası otel yönünden zengin. Hatta Kaş’ın en büyük oteli Aquapark Hotel (www.aquapark.org) de bu yarımadanın en ucunda. Ben arkadaşlarımın ve tur şirketinin tavsiyesi üzerine bu otelde kaldım. Beyaz minik binalar, lacivert çerçeveler, pembe begonviller ile tam bir Akdeniz oteli. Çukurbağ Yarımadası’ndan Kaş’a minübüsler var. Bu minübüsler, Kaş limanın hemen yanından her saat başı kalkıp, yarımadayı dolaşıyor ve yine kalkış noktasına dönüyor.



Tatilden ne beklediğiniz ile ilgili olarak kalacak yer kısmı şekillendirilebilir. Eğer gittiğiniz otelde kalıp, deniz-havuz keyfi yapmak istiyorsanız Aquapark Hotel gibi bir oteli tercih edebilirsiniz. Ancak etrafı gezmek, her gün farklı bir şeyler yapmak istiyorsanız ben Kaş’ın içinde minik bir otel ya da pansiyonlardan birinde kalmanızı tavsiye ederim. Böylece, eğer arabanız ile gelmediyseniz sadece belirli saatlerde kalkan minübüslere de bağlı kalmamış olursunuz. Bir diğer alternatif de şehir meydanından yürüyerek 10 dakika kadar uzaklıkta olan Küçük Çakıl mevkiindeki oteller. Böylece hemen onların kendi önündeki plajlarından deniz girme imkanınız da olmuş olur. Kaş’daki oteller ile ilgili daha fazla bilgiyi internette arama yaparak da edinebilirsiriz.

YEMEK VE İÇKİ
Kaş’ın içinde yemek için bir çok güzel yer var. Balık konusunda tam meydandaki Mercan Lokantası pek ünlü. Onun dışında ev yemeklerinden fast-food tarzı yemeklere kadar her zevke uygun yemek yenilebilecek yerler var. Eğer OK (Oda Kahvaltı) olan bir yerde kalıyorsanız akşam yemekleri için Kaş’a inmenizi öneririm. PTT’nin yakınlarında ev yemekleri yapan Musakka var. Mercan Lokantası’nı sağınıza alacak şekilde yokuş yukarı doğru çıktığınızda Zeytin var. Bahçesi çok güzel, saatlerce oturup, manzaranın keyfine varabilirsiniz.




Şehir merkezindeki yerlerin yanı sıra benim size özellikle bir tavsiyem var, Gümüş Ali’nin yeri. (Telefonu: 0-242-844 22 69) Deniz tarafındaki lokanta, Kaş’tan Kalkan’a doğru giderken, meşhur Kaputaş plajını geçtikten sonra, Kalkan ile Kaputaş arasında. Araba ile Kaş’tan 25, Kalkan’dan ise 5 dakika uzaklıkta. Ali’nin eşi Aysun’un o güzel yemeklerinden yemek için mutlaka gitmelisiniz. Aysun, 19 yaşında, ikinci çocuğuna hamile dünyalar tatlısı biri. Çeşit çeşit gözlemeleri, üzeri yoğurtlu ve domates soslu kızartmayı, mantıyı ve höşmerimi yemeden gelmeyin. Kaymak ile yapılan tatlıyı ılık getiriyorlar, ‘yeme de yanın da yat’ deyimi sanırım onun için söyleniyor. Benim gibi daha önce hiç bu tatlıyı yememiş herkese öneririm.

Gece eğlencelerine gelince; Kaş’ın eğlence hayatı çok hareketli değil. Daha çok masanızda içki içip müzik dinleyebileceğiniz tarzda yerler var. Zaten çoğu lokanta belirli saatten sonra içki içilen mekanlara dönüşüyor. Kaş meydanı bu barlar konusunda çok seçenekli bir yer. Size bir akşam için Dejavu’yu (Mercan Lokantası’nı sağınıza alıp yokuşu çıktığınızda Zeytin’in yan tarafında) önerebilirim. Yüksekte olduğu için bir yandan içkinizi içip, bir yandan manzarayı seyrederken güzel müzikler dinleyebileceğiniz bir yer.




YEDİK, İÇTİK SIRA GELDİ GEZMEYE
PATARA
Geçtiğimiz günlerde İngiliz Sunday Times Gazetesi tarafından bir kez daha ‘Dünyanın en güzel plajları arasında’ gösterilen 22 kilometrelik Patara Plajı,dünyanın ikinci, Türkiye’nin ise en uzun kumsalı.

Eğer arabasız iseniz Otogar’dan Patara’ya minübüs ile gidebilirsiniz. ( Minübüs saatleri ile ilgili bilgi almak için 0-242-836 21 57) Patara Plajı, Kaş’tan 1 saat, Kalkan’dan ise 30 dakika mesafe uzakta. Patara, uçsuz bucaksız altın rengi bir kumsalı olan bir yer. Patara’ya gelmeden yol üstünde gözleme yapan yerler. İsterseniz önden oralarda bir şeyler atıştırabilirsiniz. Ya da kumsalın girişinda daha çok fast-food tarzı yemekleri olan bir cafe var. Oradan da yemek-içecek ve tuvalet gibi ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz. Kumsalın cafenin önüne düşen kısmında şezlong ve şemsiyeler var. Bu nedenle de bu kısım biraz kalabalık. İsterseniz denizi solunuza alıp daha ilerilere gidebilir, kumsalın daha sakin kısımlarının keyfini çıkarabilirsiniz.
Benden size küçük bir uyarı, gittiğiniz minübüsün dönüş saati ile ilgili bilgi alırsanız, dönüş için erkenden plajdan ayrılıp, minübüs beklemek zorunda kalmazsınız.

KAPUTAŞ PLAJI
Kalkan-Kaş yolunda dağların ve virajların arasında giderken bir anda beliren bir plaj Kaputaş Plajı. Kalkan’dan araba ile yaklaşık olarak 10 dakika, Kaş’tan ise 20 dakika uzaklıktaki plaja 200′e yakın basamak merdiven inerek ulaşılıyor.



Üşenmeyip o merdivenlerden inin ve masmavi denizin kıyıda turkuaza dönüştüğü, bembeyaz çakıl taşları ile kaplı, tropikal bir adayı andıran bu minik sahildeki, dalgaların ve denizin keyfini çıkarmadan sakın Kaş’tan ayrılmayın.




KÜÇÜK ÇAKIL-BÜYÜK ÇAKIL
Küçük Çakıl, yürüyerek merkezden 5-10 dakika uzaklıkta. Güneşlenmek için kayalıkların üzerine platformlar oluşturulmuş. Büyük Çakıl ise Küçük Çakıl’ı geçtikten sonra yürüyerek 20 dakika kadar uzaklakta. Ancak yokuş yukarı olduğu için yürümek yerine limanın yanından kalkan minübüsler ile gitmenizi öneririm. İki yerde de kaynak suyuları çıktığı için deniz suyu sıcaklığı oldukça soğuk.





TURLAR
Kekova-Batıkşehir-Üçağız-Kaleköy
Sabah saat 10 gibi Kaş limanından hareket eden tekneler, birbirinden güzel koylara uğrayarak, üçağız köyüne geliyor. Üçağız minik bir köy. 30 dakika gibi kısa bir sürede geziliyor. Sonra Deprem ile sular altında kalan şehir kalıntılarının olduğu Batıkşehir’in yanından geçerek Kaleköy’e geliyor. Batıkşehir’de yüzmek ve dalmak yasak. Ancak kano ile kıyıya yakın gezip, Batıkşehri daha iyi görebilme şansınız var. Kaleköy, minik şirin bir köy. Adının Kaleköy olmasının neredi, köyün üstündeki kale. Biraz çıkışı zorlu olsa da Kale’ye çıkmaya sakın üşenmeyin. Çünkü olağan üstü bir manzarası var. Kaleköy’den sonra tur, yine bir iki güzel koya uğrayıp, 5-6 gibi Kaş’a dönüyor.




Saklıkent Kanyonu-Xanthos-Kaputaş Plajı
Bu tur araç ile yapılıyor. Köyde kahvaltı ve çay keyfinden sonra Saklıkent’e gidiliyor. Saklıkent Kanyonu zorlu bir yürüş parkuru. Kanyonun içlerine girdikçe su seviyesi yükseliyor ve bu zorlu bir yürüyüş raftingi bile olabiliyor. Saklıkent Kanyonu’nun suyu Patara’ya dökülüyor. 1-2 saatlik yürüyüşten sonra su kenarındaki lokantalarda alabalık keyfi yapıp biraz dinlendikten sonra Xanthos’a doğru yola koyulunuyor. Xanthos gezisinden sonra 1 saat kadar Kaputaş Plajı’nda denize girilip, Kaş’a dönülüyor.



Bu oldukça yorucu bir tur, ama bir o kadar da keyifli. Eğer bu tura katılmayı düşünüyorsanız içinize mayonuzu, onun üstüne de şort gibi rahat bir şey giymenizi öneririm. Ayağınıza plastik deniz ayakkabısı giymeniz gerekiyor. Normal terlik ile o sularda yürümek imkansız. Eğer böyle bir lastik ayakkabınız yoksa 1-2 YTL’ye oradan da kiralayabilirsiniz. Ayakkabıların içine çorap almayı da unutmayın. Zaten suyun hızından bu ayakkabılar da bir anda ayağınızdan çıkıp kaybolabiliyor. Bizim turdaki herkes ayakkabısının tekini kaybetmişti. Tur sonrasında da yanınıza yedek mayo ve kıyafet almanız iyi olur. Çünkü geri döndüğünüzde her tarafınız kum olmuş oluyor. Kanyon içinde cep telefonu çekmiyor, boşuna taşımanıza gerek yok. Eğer yanınıza resim çekmek için fotoğraf makinesi alacaksanız, onu su geçirmeyen bir torbaya koymanızı öneririm. Çünkü suyun yükseldiği yerlerde makinaları sudan korumak oldukça zor oluyor.
Ben Atgen Turizmin turlarına katıldım. Oldukça da memnun kaldım. Size onları önerebilirim. (İrtibat için: 0-242-836 32 92, Sefer bey)

Doğanın yer yer tarihle de kucaklaştığı Kaş ve çevresi, dalış için de en çok tercih edilen noktalar arasında yer alıyor.

MEİS ADASI
Meis adası Yunanistan’ın Türkiye’ye en yakın adası. Kaş’tan Meis’e günü birlik turlar var. Ancak bunun için pasaportunuzun ve vizenizin olması gerekiyor. Onun için gitmeden önce vize işlemlerini halletmeniz gerekiyor.

YUNUSLAR İLE YÜZME
Çukurbağ Yarımadası’nın hemen girişinde denizin içindeki minik havuzda yunuslar var. Burası daha çok rehabilitasyon için kullanıyorsa da halka da açık. Belirli ücret dahilinde yunuslar ile yüzebiliyor, resim çektirebiliyorsunuz.

ALIŞVERİŞ
Bir çok turistlik bölgede satılan tişört, çanta ve takı gibi hediyeliklerin yanı sıra Kaş’ta gerçekten çok zevkli takı ve aksesuarlar bulabilirsiniz. Daha çok ham ketenlerin kullanıldığı otantik kıyafetler, değişik kesimli etek ve pantolonların yanı sıra özel dokuma kumaş dükkanlarını tavsiye ediyorum. Bu aralar plajlarda havlu yerine kullanılabilen, peştemal tarzı özel dokuma kumaşlar Kaş’ta da çok moda. Kaş’a gitmişken bunlardan birer tane edinmeniz gerek. Üstelik Kapalaçarşı’dan da daha ucuza satılıyor. Değişik renk ve desen ya da düz seçenekleri var. Fiyatları ise 7,5-10-15 YTL arasında değişiyor.
Bir diğer çok fazla gördüğüm şey ise ‘oya’lardı. Kaş halkı trendi yakalamış. Bir çok ünlü markanında koleksiyonlarında detay olarak kullandığı oyalar, aksesuardan takılara kadar bir çok şeyde kullanılmış.




KÜÇÜK BİR NOT
Kaş’ta Ziraat Bankası, Halk Bankası, İş Bankası ve Yapı Kredi Bankası var. Eğer başka bir bankayı kullanıyorsunuz, bu bankalardan para çekip çekemeyceğinizi kontrol edip, yanınıza ona göre para almanızı öneririm.

Kaynak:www.ntvmsnbc.com

Ağustos 10, 2008 Yazan: Haberci | Gezi | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Henüz Yorum Yok

Otellere bayram bereketi

Antalya’daki 5 yıldızlı otellerin, Ramazan Bayramı dolayısıyla yüzde yüz doluluk oranına ulaştığı bildirildi.

Ramazan Bayramı dolayısıyla 5 günlük tatilden yararlanmak isteyen yerli turistler, Antalya’ya gelmeye başladı. Antalya kent merkezi başta olmak üzere, Alanya, Kemer, Belek, Beldibi, Tekirova gibi turizm bölgelerindeki 5 yıldızlı otellerin tamamı doldu.

Akdeniz Turistik Otelciler Birliği (AKTOB) Başkanı Osman Ayık, yaptığı açıklamada, Ramazan Bayramı dolayısıyla turistik tesislerin doluluk oranının yüzde yüze ulaştığını söyledi.

Sahil şeridindeki otellerin yerli turistlerin akınına uğradığını belirten Ayık, ‘Turizmcinin yüzü bayram sayesinde güldü’ dedi.

Porto Bello Hotel Ön Büro Müdürü Fikri Çetin ise yoğun talep nedeniyle bazı müşterileri geri çevirmek zorunda kaldıklarını ifade ederek, ‘Bazı müşterileri otellerimizin dışındaki alternatif konaklama merkezlerine yönlendiriyoruz’ diye konuştu.

BAKANLAR DA ANTALYA’YI TERCİH ETTİ

Ramazan Bayramı tatilini fırsat bilerek Antalya’ya tatile gelenler arasında bazı bakanlar da bulunuyor. Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın, aileleriyle birlikte Antalya’nın Alanya ilçesindeki otellerde tatillerini geçirdikleri öğrenildi.

DENİZİN VE GÜNEŞİN KEYFİNİ ÇIKARIYORLAR

Öte yandan, hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkması, bayram tatili için Antalya’ya gelen yerli turistlere denize girme olanağı da sağlıyor.

Başta Ankara, İstanbul ve Bursa olmak üzere çeşitli illerden Antalya’ya gelen tatilciler, hava sıcaklığının 25 derece olarak kaydedildiği Antalya’da güneşin ve denizin keyfini çıkartıyorlar.

Ağustos 10, 2008 Yazan: Haberci | Gezi | , , , , , , , , , , , , , , | Henüz Yorum Yok

Türkbükü’ne NYT övgüsü

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times, hafta sonu gezi ekininin birinci sayfasında yer verdiği ‘Bodrum-Türkbükü’nün Türkiye’nin St. Tropez’i olduğunu’ yazdı.

Gazete, üç sayfa ayırdığı Bodrum-Türkbükü’nün, giderek dünyaca ünlülerin Fransa’daki gözde tatil merkezi St. Tropez olma yolunda olduğunu belirtti.

Yazıda, Türkbükü’nün son derece modern beş yıldızlı ve butik otelleri, lüks restoranları, barları ve eğlence merkezleriyle yalnızca Türkiye’nin değil dünyanın ünlülerini de konuk ettiği belirtilerek, aralarında ‘Uma Turman, Ivana Trumph, Paris Hilton, Michael Douglas, Prens Charles, Japon modacı Kenzo Takada, milyarder Jeffrey Steiner’ gibi ünlülerin bulunduğu daha pek çok ismin Türkbükü’nü tercih ettikleri vurgulandı. Hatta St. Tropez’e her yıl giden ünlülerden bazılarının bu Türk tatil kasabasında arazi-ev satın almaya başladıkları ve yılın bazı zamanlarında burada kaldıkları dile getirildi.

Gazete, eski adıyla ‘Halikarnas’ bugünkü adıyla Bodrum’un son derece zengin tarihi dokusuyla da dünyanın her yerinden insanı kendisine çekmeye devam ettiğini yazdı.

Ağustos 10, 2008 Yazan: Haberci | Gezi | , , , , , , , , , , , , | Henüz Yorum Yok